HDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İttifaklara Olası Etkileri

HDP’nin Eş genel başkanı Pervin Buldan’ın diğer ittifaklarla ortaklıkları olmadığını vurgulayarak HDP’nin kendi cumhurbaşkanı adayını açıklayacağını belirtmesi seçime giden sürecin parametrelerini değiştirdi.

Cumhur İttifakı ve Altılı Masa açısından seçimin ikinci tura kalması neredeyse kesinleşmiş durumda. %50+1 seçimi, şu anki koşullarda artık, “ikinci tur” seçimine dönüştü, denilebilir.

Bana kalırsa HDP’nin kendi adayını çıkarmasının en önemli etkisi ve mesajı, bu partiyle olan etkisini Erdoğan’ın çizdiği çerçevede sürdüren ya da çoklu yapısından dolayı buna mecbur olan Altılı Masa’ya olacaktır.

Bir kere ikinci tura kalmış bir seçimde HDP’nin olası Altılı Masa desteği, onu seçim sürecinde “teröre destek verenlerle işbirliği yapma” ithamından kurtaracaktır.

Dolayısıyla ilk tur sonrasında siyasi manevraların, mevcut parametreler çerçevesinde, Erdoğan’ın kontrolünde şekillenme olasılığı düne kıyasla azaldı.

Çünkü iktidarın başarılı bir şekilde gerçekleştirdiği “HDP ile ilişki kurma biçimlerini belirleme” oyunu HDP’nin ilk tur adayıyla iktidar açısından ciddi bir kapasite sorununa yol açacak.

Daha önce altını çizdim, her iki iktidar bloğunun HDP’yi dışarıda bırakma tutumu, bu partiye sahip olduğundan çok daha büyük bir güç atfediyor.

Resmî adaylık açıklamasıyla bu gücün özgül ağırlığı daha da arttı ve muhtemelen “aslî belirleyen” olma kapasitesine erişti.

Öte yandan, Cumhur İttifakı seçmenine karşı “Türklük” ve vatandaşlık olguları üzerinden yöneltilen bir söylemin daha da kuvvetlenmesi güçlü bir ihtimal olarak karşımızda duruyor. Bu da kutuplaşmanın ulaşacağı boyutları öngörülemez noktaya taşıyabilir.

Ayrıca “Türklük” tanımının muhalefet seçmeni açısından da ciddi bir karşılığı var ki Altılı Masa, HDP ile görüşmeye dahi çekiniyor.

Tabii HDP’nin adaylık kararının yanında eski oyunun etkilerini de göz ardı edemeyiz. Altılı Masa’nın iktidarın söyleminden bağımsız bir HDP söylemi geliştirememesi onun elini öngörülenden daha çok zayıflatabilir.

Selahattin Demirtaş’ın önümüzdeki süreçte serbest kalması, HDP desteğinin ikinci turda Cumhur İttifakı’na yönelmesinin yolunu açabilir. Böyle bir tutum Erdoğan’ın pragmatik oyun kurucu niteliği gereği şaşırtıcı da olmayacaktır.

İYİ Parti’nin Önemi Arttı

Bütün bu olasılıkların yanında HDP’nin adaylık hamlesinin İYİ Parti’nin konumunu daha yaşamsal kılıyor.

BTP hamlesi ve İmamoğlu’na koşulsuz desteği ile Altılı Masa’nın “ne seninle ne sensiz” ortağına dönen İYİ Parti’nin izleyeceği yol bu noktada daha da belirleyici olacak.

Ben İYİ Parti’nin Cumhur İttifakı’na yönelişini daha da olası görüyorum. Bu görüşümün kaynağında AK Parti’nin Batı bloğu ile ilişkilerinde yeni bir aktör yaratma gereksinimi duyacağı öngörüsü yer alıyor.

Türkiye her ne kadar Suriye ve Mısır gibi sorunlu ilişkilerini yeniden ele alma uğraşında olsa da başta ABD olmak üzere Batı bloğu ilişkileri “mecburiyetler” seviyesinde yürüyor.

Nasıl ki Suriye ve Mısır konularında adım atıldı, Batı ile olan ilişkilerde de bir adım atılacak.

Bunun arka plandaki aktörü, “son seçimim” diyen Erdoğan olacak, ön planda ise Akşener, “devletin iyiliği” için sorumlu bir siyasi aktörün yapması gerekeni yapacak.

Zaten Altılı Masa ile ilişkileri de “herkesin gördüğü ama kimsenin konuşmadığı” bir zorunluluk hâline bürünmüş durumda.

Kısacası HDP’nin kendi adaylığı kararı %30’luk blok oyunu koruyan bir AK Parti ve bağımsız bir aktör olmaya hevesli İYİ Parti arasında seçim sonrası ittifakına olanak tanıyacaktır.

Hem mevcut sistemin pragmatik kaygıları hem de seçim sonrasının, mevcut parametreler ışığında şekillenen matematiği buna işaret ediyor.

Dr. Adem Yılmaz hakkında 56 makale
Yüksek Lisans ve Doktora eğitimini Ankara Üniversitesi Siyaset Bilimi programında tamamlamıştır. Çalışma alanlarını Siyasal Kuram, Siyaset Sosyolojisi, Felsefe ve Türk Siyasal Hayatı oluşturmaktadır.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın