İsveç ve Finlandiya’nın NATO Üyeliği PKK’yı Zayıflatabilir Mi?

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı, Doğu Avrupa’da büyük bir şok dalgası yarattı. Rusya ve Belarus’a sınır komşusu olan ülkeler uzun süredir NATO bünyesinde savunma tedbirlerini artırma trendindeyken, NATO içindeki diğer ülkelerin Rusya konusundaki ikircikli tutumları ittifak bünyesinde çelişki ve hatta çatışmalar yaratıyordu. Ancak Rus saldırısının ilk şok atlatıldıktan sonra zaruri olarak NATO birlikteliğini pekiştirdiğini söylemek mümkün.

NATO bünyesinde çoğu zaman haklı gerekçelerle müttefikleriyle ters düşen Türkiye’nin siyasi pozisyonu da yeniden olumlu bir manzara kazandı. Ukrayna’daki Türk dronelarının başarısı ülke PR’ı açısından olumlu bir etki bırakırken, NATO’nun artan askeri tehdit karşısında askeri düşünmek zorunda kalması nedeniyle Türkiye’nin jeo-stratejik önemi arttı.

Türkiye’nin NATO içindeki en önemli çatışma pozisyonu, müttefik ülkelerin PKK ve destekçilerine sağladığı yardımlar. Özellikle Kuzey Suriye’de Türkiye’nin terör örgütü olarak tanımladığı Kürtçü yapılar müttefik ülkeler tarafından terörist kabul edilmiyor, hatta çoğu zaman müttefik olarak görülüyor ve para & ekipman yardımı sağlanıyor.

İsveç, PKK ve uzantılarına en çok bağış yapan ülkelerden biri. Rusya’nın tehdidiyle başlayan NATO’ya üyelik tartışmaları, ülkenin ittifaka katılmasıyla sonuçlanacak gibi görünüyor. NATO, bilindiği üzere üye ülkelerin oy birliği ile karar alan bir platform. Bu yüzden İsveç’in NATO üyeliği Türkiye’nin veto etmemesine bağlı. Türk diplomasisi, askeri stratejilerin böyle gerektirmesi halinde NATO’ya katılacak İsveç’in üyeliğini onaylamak için çeşitli şartlar sunabilir. Hem İsveç’in, hem diğer müttefik ülkelerin Türkiye’nin terörist olarak tanımladığı yapıları aynı şekilde tanımlaması bu şartların ilki olacaktır.

Bir Cevap Yazın