‘Masada artık Rusya yok!’

MASA Stratejiler ve Çözümler Dış İlişkiler Sorumlusu Ayşe Gülsüm Çalık, Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü Farhad Mammadov ile Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan, İran ilişkileri ve yaklaşan 14 Mayıs seçimlerini konuştu.

Ayşe Çalık: Merhabalar Farhad Bey. Öncelikle bizimle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Bugün Azerbaycan’ın Ermenistan ve İran ile ilişkilerini konuşup Türkiye’de yaklaşan seçimlerin Azerbaycan- Türkiye ilişkilerine olası etkilerini ele almak istiyorum. İlk olarak Ermenistan ile barış sürecinde son durum nedir? Özellikle Laçin ve Zengazur Koridorlarının açılmasıyla ilgili güncel gelişmeler nelerdir?

Farhad Mammadov: Merhabalar Ayşe Hanım. Röportaj için ben de teşekkür ederim. Ermenistan ve Azerbaycan dışişleri bakanları Washington’da bir hafta boyunca görüşmeler gerçekleştirdi. Bu toplantılar ABD’nin bu konuya çok büyük önem verdiğini göstermektedir. Özellikle Blinken. Peki bunun sebebi nedir? Çünkü 44 günlük savaş sonrası Rusya’nın da katılımıyla Üçlü Beyanat yapıldı. Ama biz buna hep Dörtlü Beyanat dedik. Çünkü Türkiye de vardı. Masada olmasa dahi Türkiye her zaman görüşmelerdeydi. 2021 yılında 1 sene boyunca Rusya masada, Ermenistan-Azerbaycan ve Bakü–Karabağ Ermenileri arasındaki ilişkilerde tek karar verici oldu. Fakat biz 44 günlük savaştan sonra bu iki süreci paralel devam ettirdik. İlk olarak devletlerarası süreç ve ikincisi ülke içi süreç.

Rusya hepsinde masada olmasına rağmen üstlendiği fonksiyonu yerine getiremedi.  Özellikle bahsettiğiniz koridorlar konusunda. Azerbaycan için bu yollar çok gerekli. Çünkü geçmişte imzalanan beyanatta göreceksiniz ki iki ulaşım yolu çok önemlidir Laçin Koridoru ve Azerbaycan esas hissesinde Nahçıvan. Ve her iki yolunda sahip olduğu haklar aynıdır. Yani Laçin Koridorunda Azerbaycan güvenliği sağlıyor fakat yolların kontrolü Rusya’dadır. Ermenistan topraklarından geçen yollarda ise o kısmın güvenliği Ermenistan tarafından sağlanıyor fakat yine kontrol Rusya’dadır. 

Fakat burada iki fark var. Birincisi Rusya’nın Laçin oridorunu kontrol etmesi 5 sene ile belirtilmişken Zengezur için herhangi bir süre belirtilmedi. Bu çok ilginç bir konudur. Mesela Rusya’nın Ermenistan’daki askeri temsilciliği de 49 yıllık süre için anlaşma yapıldı. Fakat burada herhangi bir süre belirtilmiyor. İkinci fark “sorunsuz” kelimesi. Laçin Koridorunda bu yokken Zengazur’da sorunsuz sözü geçmektedir. 

Azerbaycan Ermenistan’a 5 maddelik bir barış anlaşması teklif etti. Aslında bu durumun dünyada bir örneği daha yok. Çünkü savaşta kazanan taraf kaybeden tarafa barış anlaşması teklif ediyor. Ermenistan bunu da kabul etmek istemedi fakat Azerbaycan kabul etmesi için ısrarcı oldu. Rusya’nın planına göre barış antlaşması en sonda olmalıydı ve her konuda Rusya da 3. Taraf olmalı. Fakat Azerbaycan sürecin en başında barış anlaşmasının imzalanması şartını koydu. Yani ilk anlaşmayı yapalım sonra diğer konuları da çözeriz. Ve bunu da hem diplomasi hem de askeri gücümüzle başardık. Fakat bu sefer kendi planı takip edilmediği için Rusya rahatsız oldu ve tekrar kendi planını masaya getirdi. Buna göre Karabağ’ın statüsü “gelecekte” belirlenmeliydi. Fakat biz bunu kabul etmedik. 

A.Ç: Ermenistan barış anlaşmasını imzalamamakta kararlı gözüküyor. Peki Azerbaycan’ın bir sonraki hamlesi sizce ne olacak? 

F.M: Bugün (03.04.2023) Cumhurbaşkanımız Şuşa’da düzenlenen büyük bir uluslararası konferansta “Ermenistan artık kararını vermeli. Eğer barış istemiyorlarsa biz de artık barış antlaşması hakkında konuşmayacağız.” Dedi. Bu da diplomasi ve yüz yüze diyalog olmayacağı için Azerbaycan tarafının da artık tutumunun sertleşeceği anlamına geliyor. Yani bu Ermenistan için barış konusunda son şanlı olduğu demektir.

Olayın bir de Türkiye boyutu var. Azerbaycan ve Ermenistan ilişkileri normalleşmeye başladığı zaman Türkiye ile Ermenistan ilişkileri de başlıyor. Çok ilginç bir konu var. Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanları ABD’de görüşürken Ermenistan’ın bakanının yanında Ermenistan Meclis Başkan Yardımcısı ve Türkiye Özel Temsilcisi Ruben Rubinyan oturuyordu. Yani Rubinyan dışişleri bakanlığında çalışmamasına rağmen Azerbaycan ile olan toplantılara hep katılarak Ermenistan’ın Türkiye ilişkilerine verdiği önemi gösteriyor. Türkiye’nin şartı zaten bellidir: İlk Azerbaycan ile barış sağlanacak sonra bizimle.

Şu anda Rusya barış görüşmelerinden rahatsız. Çünkü eğer barış ABD tarafından sağlanırsa Rusya’nın etkisi de azalacak ve bu uzlaşmayı Rusya kabul etmek zorunda kalacak. Fakat Üç Taraflı Beyanatta ısrar etmemeli. Bizim o beyanatla ilgili bazı tedirginliklerimiz var. Ermenistan tarafı ise sürekli vakit kazanmak için süreci uzatıyor. Fransa ile ilişkiler en üst düzeyde devam ediyor. Mesela şu anda Fransa’dan üst düzey yetkili askeri konularda anlaşma için Ermenistan’da. Hindistan’dan da silah alıyorlar. Zaten İran “sizin sınırınız bizim kırmızı çizgimiz” diyerek desteğini açıkladı. 

Türkiye’nin seçim sonrası Batı’nın etkisine gireceğini ve durumun değişeceğini de düşünüyorlar. Ben elbette bunun boş bir hayal olduğuna inanıyorum. Biz de onlara diyoruz ki 2,5 sene içinde sizin durumunuz daha mı iyi oldu daha mı kötü? Bölgeleri giderek zayıflıyor.  ABD de bizim düşüncelerimizin büyük bir kısmını destekliyor. 

A.Ç: ABD, özellikle Blinken barışı sağlamak için çok çaba sarf ediyor. Bunun birinci nedeni Rusya’nın bölgedeki etkisini azaltmak. Sizce başka ne gibi faktörler etkili?

F.M: ABD için iki konu çok önemli. Birincisi Azerbaycan ile Ermenistan barışının sağlanması ve Türkiye ile Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi halinde Rusya’nın Kafkaslarda askeri temsilciliğinin önemi çok azalacak. İkinci olarak Merkezi Asya’ya giriş konusu. Çünkü yaptırımlardan sonra kuzeyden Rusya, doğudan Çin, güneyden İran ve Afganistan. Buraya girişi ancak “orta yol” olarak da bilinen Kafkaslardan oluyor. Burada bizim rolümüz küçük gözükse de önemlidir. Merkezi Asya’ya girişi sağlamak için de bölgesel güvenliği sağlamak gerekmektedir. Özellikle ticaret ve ulaşım konusunda.

Bir de bana göre konuya Blinken’ın şahsi ilgisi de çok fazla. Düşünün ki bu barışı sağlarsa Nobel Barış Ödülünü alabilir. Bu durumda ona gelecekte seçimlere katılma yolunu açabilir. Sonuçta Biden 82 ve Trump 80 yaşında. İki numara Demokratlarda yok. Eğer Blinken başarı kazanırsa bir numaraya yükselebilir. 

A.Ç: Bugün son dakika olarak Türkiye’nin Ermenistan hava sahasını kapattığı bilgisi geldi. Bunun Erivan’da açılacak olan Nemesis Anıtı’na tepki olarak yapıldığını biliyoruz. Normalleşme sürecini de durdurdu. Bu süreç hakkında yorumunuz nedir?

F.M: Evet Sayın Çavuşoğlu açıkladı. Evet dediğiniz Nemesis Anıtı Paşinyan hükümeti desteği ile yapıldı. Özel teşebbüs olsa zaten bu kadar tepki olmazdı. Fakat bizzat devlet destekliyor. 

İki gün önce Türkiye bu anıtın açılışına Paris’ten gelecek olan uçağın kendi hava sahasından geçmesine izin vermedi. Uçak Moldova üzeri Erivan’a iniş yaptı. Daha sonra bugünde hava sahaları kapatıldı.

A.Ç: Uçağın Paris’ten gelmesiyle bağlantılı olarak Fransa’nın barış sürecindeki rolü hakkında ne düşünüyorsunuz?

F.M: Fransa artık masada değil. Onların rolü savaş sonrası AGİT’in Minsk Grubu’nda oldu. Fakat biz Minsk Grubu’nu artık çalışmadığı için arşive gönderdik. Ukrayna savaşından sonra Rusya gruptan çıkmadı fakat ABD ve Fransa ile iletişimini kesti. Biz Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a şans verdik. En son Prag’ta Erdoğan-Paşinyan görüşmesinin de olduğu toplantıda Macron da masada vardı. Fakat daha sonraki Karabağ ile ilgili açıklamaları sonrası Azerbaycan Fransa’ya size Ermenistan ile aramızda bir arabulucu rolü vermedik dedi. Siyasi olarak ilişkimiz çok iyi olmasa da Fransa ile ekonomik ilişkilerimiz devam ediyor. En son 10 tane uçak aldık.

A.Ç: İran ile Azerbaycan ilişkilerinde gerginlik giderek artıyor. En son büyükelçiliğinize bir saldırı oldu. İlişkilerin gidişatı hakkında yorumunuz nedir?

F.M: Sayın Aliyev bugün bahsettiğim konferansta bununla ilgili de çok uzun açıklamalar yaptı. Ermenistan’ın komşuları arasında ya da bölgede ilişkilerinin iyi olduğu tek ülke İran. Türkiye ile diplomasi sınırları kapalı ya da en alt düzeyde. Suudi Arabistan diplomatik ilişki kurmak istemiyor. Aynı şekilde Özbekistan ile diplomatik ilişkileri yok. Pakistan tanımıyor. İran tanıyor. Biz bunu anlayışla karşılıyoruz. Fakat son bir sene içerisinde İran’dan bize karşı tepkiler artmakta. Bu durumda biz de ancak reaksiyon gösteriyoruz. 

İran’ın Azerbaycan’a karşı rahatsızlığının temelinde üç temel konu var. Birincisi Ermenistan topraklarının işgal edilmesi. Onlara göre biz Zengazur’u işgal etmek istiyoruz ve “Ermenistan sınırı bizim için kırmızı çizgidir.” diyorlar. Onlar Zengazur Koridorunun açılmasıyla Ermenistan ile sınırlarının ayrılacağını düşünüyor. Biz de onlara bu koridorun güvenliğinin Rusya tarafından sağlanacağını söylüyoruz. Zaten Ruslar şu anda Ermenistan’ın Türkiye ve İran sınırlarını da koruyor. 30 yıldır bu sınırlar kapanmadı. Bundan sonra neden kapansın?

İkinci konu Kafkaslarda sınırların değişmesini istemiyorlar. İran bu bölgede Rusya ve Ermenistan ile sadece iyi ilişkilere sahip. Bu iki ülke de 32 yıldır sınırlarda değişikliği istiyorlar. Rusya’nın Gürcistan sınırı ve Ermenistan’ın bizim sınırımızda değişiklik yapmak istiyorlar. Bu sebeple bu ifadeler temelsizdir. Ayrıca Ermenistan ile İran arasında herhangi bir müttefiklik anlaşması ya da beyanatı da yok. Aslında ABD bu duruma sıcak bakmadığı için Ermenistan uzun yıllardır İran ile askeri bir anlaşma imzalayamıyor. 

Son konu İsrail’le ilgilidir. Geçen sene 2022 yılı yazında Azerbaycan, İran askeri üst düzey yetkilisine kurtarılmış arazileri gezmeleri ve İsrail’in orada olmadığını görmeleri için gelmelerini teklif etti. İran ZENGİLAN’da İsrail tarafından havalimanı açıldığını ve bunun İran’a karşı yapıldığını iddia ediyorlar. Burası İran sınırına çok yakın. Gerçekten bu gibi sözler anlaşılmıyor. Biz neden İran sınırına böyle bir şey açalım? (Gülüyor) İnanırlarsa inanırlar inanmazlarsa kendileri bilir. Biz onlara bir şey ispat etmek zorunda değiliz artık. 

İran’da Hüseyni grubu da Azerbaycan’a ve vatandaşlarına karşı terör eylemleri yapıyor. Biz bunu İran’a defalarca belirttik. Onları tutuklayıp bize teslim etmelerini söyledik. İki gün önce tutukladılar fakat bugün serbest bıraktılar. Terör eylemleri arttı bunlar bilinen şeyler.

A.Ç: Sertleşen politik uygulamalar olası bir savaşa neden olabilir mi?

F.M: Yok savaşın çıkacağını düşünmüyorum. İran her zaman bizim arazimizde İsrail’in ona karşı silahlandırdığı bölge olduğunu söylüyor. Fakat hiçbir zaman bunu kanıtlayamadı. Bunu konuşmada ne var ki? Biz de burada çok şey konuşabiliriz. Önemli olan kanıt. Neticede bir savaşın çıkacağını düşünmüyorum fakat ilişkilerimiz en alt seviyede devam ediyor. Sayın Aliyev’de bugün “İran ile son 30 yılın en alt seviyesinde ilişkilerimiz var.” dedi. Bizim için bunu devam ettirmede herhangi bir sıkıntı yok. Çünkü İran olmadan da devam edebiliriz.

A.Ç: Türkiye ile Azerbaycan ilişkileri en güçlü olduğu dönemlerinden birini yaşıyoruz. Özellikle Sayın Aliyev ve Sayın Erdoğan arasında kişisel ilişkilerin de güçlü olduğunu biliyoruz. Size göre seçimlerden sonra Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazanması halinde bundan ilişkilerin etkileneceğini düşünüyor musunuz? 

F.M: İlişkilerimiz çok derin ve yüksek seviyededir. Bu yüzden Kemal Bey’in gelmesi halinde de aynı şekilde devam edeceğini düşünüyorum. Elbette şahısların rolü çok önemlidir. Ama en önemli mesele içtimai konulardır. Türkiye’de Kıbrıs, Musul ve Karabağ konusu milli meseledir. Bunu hükümetler değişse de kimse inkar edemez. Bu Türkiye’nin ve Türk halkının seçimidir. Bugüne kadar biz Sayın Erdoğan’dan ve Türkiye’den hep destek gördük. Azerbaycan halkı da iyiliği hep aklında tutan bir halktır. Bu sebeple ilişkilerimizde değişiklik olacağını düşünmüyorum.

A.Ç: Son olarak Kemal Bey’in Alevi olmasının dış politikada etkileri olacağı tartışılıyor. Özellikle İran ile Türkiye’nin ilişkilerinin güçleneceğini ve Azerbaycan’ın da bu durumdan rahatsız olduğunu iddia edenler var. Bu durum Azerbaycan medyasında ve kamuoyunda nasıl görülüyor? Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

F.M:  Azerbaycan medyasında hiç böyle bir tartışmayı görmedim. Belki de ben denk gelmedim. Alevilik konusunun bu kadar önemli olduğunu ve problem olacağını düşünmüyorum. Zaten Azerbaycan’ın büyük bir çoğunluğu Şii. Tabi Alevilik ve Şiilik arasında da farklılıklar var. Ne kadar uzlaşırlar bilemem. Fakat bence bu Alevilik konusunu özellikle vurgulamaya gerek yoktur. Bizim için Türkiye Cumhuriyeti var. Ve onun başında kim olursa olsun biz Türkiye’den her zaman destek gördük. 

Bazı dönemlerde ilişkilerin yoğunluğu daha azdı fakat her zaman iyiydi. Bizim için Türkiye ne kadar bağımsız olursa bizim için de o kadar önemli. Mesela Azerbaycan’ın Türkiye’deki yatırımları Türkiye’nin bize yaptığının yaklaşık 2 katı daha fazla. Bizim 21 milyar dolarken Türkiye’nin buradaki yatırımı 10 milyar dolara yakın. Tabi Karabağ’da daha çok olacak.  Bizim ilişkilerimizin temelleri çok güçlü ve stratejik. Bu sebeple seçimlerden sonra da aynı şekilde devam edeceğini düşünüyorum.

Bir Cevap Yazın