Türkiye: Tarafı Belirlenen Değil Yön Tayin Eden Ülke

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, 22 Şubat tarihinden bu yana sürüyor. Vladimir Putin’in sebep olarak öne sürdüğü tezler doğru olsa da, uygulanan yöntem yanlış. Ortada kanlı bir mücadele var ve bu mücadelenin bedelini masum insanlar ödüyor. Ölü sayısının ifade edilenden çok daha fazla olduğu dile getiriliyor. Ukrayna halkınca işgale karşı direniş hareketi örgütleniyor. Ancak buna rağmen tıpkı Suriye krizinde olduğu gibi milyonlarca insan topraklarını terk etmek zorunda kaldı. Ukrayna’yı Rusya’nın önüne atan Batı’nın umursamazlığı bu mücadelenin seyrini değiştiren önemli bir anekdot olarak kayıtlara geçti. Şayet Joe Biden liderliğindeki Amerika Birleşik Devletleri’nin Ukrayna’ya lafzen verdiği destek fiiliyata dönüşseydi, muhtemelen Rusya Ukrayna topraklarında bu kadar gözü kara ilerleyemeyecekti. Doğalgaz konusunda Rusya’ya göbek bağıyla bağlanan Almanya ve Fransa’nın başını çektiği Avrupa’nın sözde tepkileri de Rusya için kuru gürültüden ibaret. Uygulanmaya çalışılan yaptırımlara Kremlin yönetimi bağışıklık kazanmış durumda. Zira, 2014’te benzerleriyle uğraşmış ve Rus ekonomisinin gerilemesi beklenirken aksine 640 milyar dolarlık rezerviyle rekor kırmıştı. Vaziyete bakıldığında, işgalin maliyeti Kremlin yönetimi açısından tahammül edilemeyecek noktaya ulaşacak gibi görünse de, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un ifadesiyle savaşta ikinci aşamaya geçen Rusya nihayetinde istediğini alacak gibi duruyor. 

Devletlerin uluslararası krizlerde alacağı rol, ilerleyen süreçte küresel siyasetteki yeri ve misyonu bakımından önemli. Fırsattan vazife çıkarmak, gerginlikleri kendi adına avantaja dönüştürmek kuşkusuz büyük devletlere mahsus durumlar. Kastımız, yalnızca savaşları körükleyerek, toplumları çarpıştırarak elde edilecek kazanımlar değil tabii ki. Amerika Birleşik Devletleri, dünya siyasetini yönlendirmeye çalışırken kaybettiği imajı yeniden elde etmek ve Rusya’nın kontrol edilemez şekilde büyümesini önleyip karşısına dikilecek bir rakip olmasını engellemek amacıyla Ukrayna’yı kışkırttı. Rusya’yı da ateş çemberinin içerisine çekti. Toz ve duman dağılınca ABD’nin neler kazandığı ortaya çıkacak. Ancak Washington yönetimiyle birlikte Ukrayna-Rusya kıskacını kendi lehine çeviren bir devlet daha var. Hem de akan kanda asla parmağı olmadan, dahası barış kanallarını açmak gibi hayati önemi haiz bir girişime ön ayak olmak suretiyle. O ülke Türkiye. Ankara, en başından beri tarafsızlık politikasıyla ve Avrupa Birliği’nin lokomotif devletlerinin bile ortaya koymakta tereddüt ettiği cesaretle belirsizlikleri nihayetlendiren ve çatışmaları durduracak hamleleri yapan taraf olarak öne çıktı.

Antalya Diplomasi Forumu Türkiye’yi Merkeze Taşıdı

İlki 2021’de gerçekleştirilen ve “liderlerin, siyasetçilerin, akademisyenlerin, düşünürlerin, kanaat önderlerinin, diplomatların ve iş insanlarının her yıl bir araya gelerek, küresel ve bölgesel meseleleri vizyoner bir bakış açısıyla ele almalarını sağlayan ve sorunlara çözüm önerileri getirecek bir diyalog platformu oluşturulması amaçlayan” Antalya Diplomasi Forumu, Türkiye’nin içerisinde bulunduğu bölgenin ve genel çerçevesiyle tüm dünyanın geleceğine ilişkin yeni fikirlerin ve kanaatlerin oluşmasına; gündemlerin ve onlarla ilgili söylemlerin yeniden şekillendirilmesine katkıda bulunuyor. Merkezi İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan Dünya Ekonomik Forumu da, Davos’ta her yıl düzenlediği toplantılarda global problemlerin yüz yüze masaya yatırılması ve bu suretle çözümüne ilişkin değerlendirilmelerin yapılmasını amaçlıyor. Ancak gelinen noktada, Davos’taki buluşmaların sorunları çözme gibi bir fonksiyonu icra etmiyor. Bilakis; devlet adamlarının restleştiği, meselelerin kimi zaman içinden çıkılmaz hale getirildiği bir arenaya dönüşüyor. 

Antalya Diplomasi Forumu’nun ikincisi, tam da Rusya-Ukrayna geriliminin ayyuka çıktığı bir dönemde icra edildi. Üstelik pek çok devletin başaramadığı tarihi bir buluşmaya da ev sahipliği yaptı. 3. Dünya Savaşı söylentilerinin yayılmasına bile sebep olan bir işgalin iki ucunun temsilcilerini bir araya getirdi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la, Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitri Kuleba Antalya’da Türkiye’nin arabulucu olduğu bir masa etrafında meselenin çözümüne ilişkin müzakerelerde bulundular. Her ne kadar, “çatışmaları durduruyoruz” açıklaması gelmese de Antalya Diplomasi Forumu, Ukrayna ile Rusya arasında imzalanacak olası bir ateşkesin ilk adımı olarak kayıtlara geçti. 

Uydu Devletten Kilit Ülkeye

Toplam 75 ülkeden 17 devlet ve hükümet başkanı ile 80 bakan ve 39 uluslararası kurum temsilcisinin iştirak ettiği forumda, Cumhurbaşkanı Erdoğan 11, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise 67 ikili görüşme gerçekleştirdi. Forum öncesi ve sonrasında İsrail Cumhurbaşkanı Yitzak Hertzog, Almanya Başbakanı Olaf Scholz ve Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis’in Türkiye ziyaretleri, kuzey yarım kürenin güney batısı yangın yerine dönmüşken Türkiye’nin kilit ülke olma vasfının en net göstergesiydi. Türkiye, kökü 1940’lı yılların sonuna dayanan uydu devlet özelliğinden sıyrılarak artık sadece içerisinde bulunduğu bölgenin değil, dünyanın kilidi olduğunu Antalya Diplomasi Forumu’yla ispatladı. Amerikalı diplomat John Roos “Diplomasi temel olarak insanlarla birlikte çalışmakta ve insanları zor sorunlarla başa çıkmak için bir araya getirmektedir.” diyor. Türkiye oldukça ağır imtihan verdiği ve her şeye rağmen küçük sıyrıklarla atlattığı bir diplomasi kazası döneminin ardından, sanki o günler hiç yaşanmamışçasına bugün adeta bütün dünyaya diplomasi dersi veriyor. Bu tutum, istikrar ve kararlılıkla devam ettirilirse Türkiye tarafı belirlenen değil yön tayin eden, stratejilerin konusu değil ürettiği stratejiyi uygulayan bir devlet haline gelecek. 

İbrahim Baran

Masa Analisti

 

 

 

Bir Cevap Yazın